Nilüfer


Tüm resim malzemelerimi, suluboya ve pasteller haricinde, Nairobi'ye gönderilecek kutulara kaldirali tam tamina iki hafta oldu. Kutular bu arada yola çikti mi? Yooo, yola çikan falan yok daha. Angola ataletiyle daha çoook bekleriz. Biz Angola'dan ayrilmadan dünya gözüyle yola çiktiklarini görsem baska birsey istemem. Kutulardaki yagliboyalarimi taciz etmeden, ben de suluboya denemelerime devam ediyorum. Nilüfer resmim suluboya denemelerimin ikincisi. Yine tam istedigim gibi, supsulu bir suluboya görüntüsü veremedim bu resmime de. Suluboya yaparken  yagliboya teknigini tamamen bir kenara birakmam gerektiginin farkindayim.
Neyse halen deneme yanilma metoduyla kesifteyim suluboyayi. 

Yorum (1) Yorum yaz!

Akrilik & Sulu Boya

Fransa'nin Kuzey Batisi, Bretagne Bölgesi'nin kiyi manzaralarini akrilik ve sulu boya ile resmettim bu sefer. Akrilik, yagli boyaya göre tuval üzerinde uygulamasi daha kolay, uygulandiktan sonra çok çabuk kurumasi hem avantaj, hem dezavantaj. Su bazli oldugu için akrilik uygulamasi sirasinda su kullaniliyor. Akriligin su bazli olmasi benim için bir avataj, zira yagli boya denemelerim sayesinde üstüm basim resmimin renklerine bürünüyordu ve ardindan çikartmasi çok zor oluyordu. Ona da bir çözüm, Bati Afrikali hanimlarin yerel kiyafeti bubudan bir tane edinip, kendime resim kiyafeti yaptim. Artik özgürce, üstüm basim kirlendi diye düsünmeden çalisiyorum boyalarimla. Akrilikte ve sulu boyada böyle bir sorun yok. Üstünüz mü batti? Problem degil, yikayin çiksin. 

Sulu boya, yagli boya ve akrilikten tamamen farkli. Genellikle beyaz renkli  sulu boya kagidina uygulaniyor ve uygulama esnasinda nerede beyazlik birakacaginiza en bastan karar vermeniz lazim. Yagli boya ya da akrilikte oldugu gibi beyaz rengi sonradan uygulayamiyorsunuz resim kagidiniza. Ayrica, sulu boyada geri dönüs çok zor. Uygulamaya öncelikle pastel renklerle baslayip, ardindan daha koyu renkler ve en son olarak detaylari aktariyorsunuz resim kagidiniza. Ancak, ben buraya yesil uyguladim, keske pembe yapsaydim diye yari yolda fikir degistirseniz bile renk degistiremiyorsunuz. Bu durumda sulu boyada önceden renklere iyi karar vermek gerekiyor.

Yagli boya denemelerime göre hayli amatörce de olsa ilk akrilik ve sulu boya denemelerimi sizlerle paylasmak istedim. 

 

 

Yorum (4) Yorum yaz!

Angolali Genç Kiz

Angola Hava Yollari TAAG'in 2008 takviminde tanistim yagli boyalarimla profilden portresini yaptigim Angolali bu genç kizla. Evde, bilgisayarimin yaninda bu sene basindan beri duran takvimdeki fotograflara geçen hafta alici gözüyle baktigimda, Angolali bu genç kizin 3cm x 5cm'lik gökyüzüne umutla bakan fotografiyla karsilastim ve ilk portre çalismami bu fotografi tuvalime aktararak denemeyi düsündüm.

Iyi ki de denemisim. Ben sonucu begendim.

 

 

 

 

Resmin orijinali 25cm x 35cm olup yagliboya ile yapilmistir.

 

 

Yorum (5) Yorum yaz!

AFA'da Diongo Sergisi

25 Nisan 2008, yani geçen Cuma, Diongo ile tablolarimizi yüklenip AFA'nin yollarina düstük. AFA yetkilileri Diongo'nun tablolarini görünce çok begendiler ve AFA üyelerine resim kursu planlari yapmaya basladilar. Bu arada haberim olmadan bizi takip eden Diongo'nun bir arkadasi ve Amerika'da galeri sahibi bir bey AFA'ya gelerek, sergide satista olmasi düsünülen tablolardan 8 tanesini ayak üstü satin alarak gittiler. Bu durum beni ve AFA yetkililerini biraz kizdirsa da, bu ufak problem Diongo'nun Cumartesi gününe 10 adet daha tablo getirecegi sözü vermesiyle tatliya baglandi. Neyse, elimizde kalan saglar bizimdir dedik ve tablolari yerlestirmeye basladik. Bu arada ögrencilerin, yani bizlerin tablolarini da Diongo'nun tablolarindan kalan bosluklara serpistirdik. Diongo'nun devasa ve özgün tablolarinin yaninda bizimkiler nasil duracak diye açikçasi biraz endiseliydim, ama  "Su yolunda kadinlar" adli tabloma alici çiktiginda hem çok sasirdim, hem de demek ki o kadar da kötü degillermis diye de düsünmeye basladim. Haftasonu Diongo 10 kadar daha tablo satmis, kisaca basarili bir sergi yasanmis. "Mis, mus" diyorum, çünkü Foz de Kwanza'da, yani Kwanza nehri ile Atlantik Okyanusu'nun birlestigi noktada kurulu Kwanza Lodge'un, tam nehir kenarina konuslanmis 18 bungalow'undan birinde haftasonunu geçirdik. Daha fazla anlatmayayim, bu da bir sonraki yazimin konusu olsun o zaman. 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Oia'da gün dogarken

 

 

1997 senesi, Yunan adasi Santorini seyahatimde gün batimi ve gün dogumuyla ünlü Oia köyünde kalmistim. Diger köylerde kalan turistler ögleden sonra Oia'ya, o essiz gün batimini görmeye geliyorlardi. Kimisi beyaz badanali merdivenlere oturarak, kimisi fotograf makinasinin deklansörüne pesi sira basarak, kimisi tuvalini ve sövalesini almis bir kösede gün batimi sirasinda Oia'daki o renk cümbüsünü tuvaline aktararak, kimisiyse köyün en sonundaki, bar olarak hizmet veren yel dergirmeninde içkisini yudumlayip, klasik müzigin tinisiyla karsiliyordu gün batimini. Ben genellikle bu güzelligi fotograf karelerine aktarmaya çalisanlardan oluyordum. Ama tuvaline o renk cümbüsünü aktarmaya çalisanlara da imrenerek bakiyordum.

Nihayet o güzellikleri ben de tuvalime aktarabildim...

 

Resmin orijinali 35x50 cm ebatlarinda olup, yagli boya ile yapilmistir. 

Yorum (6) Yorum yaz!