Transatlantik Köle Ticareti
Afrika, Avrupa'nin yogun etkisine açilmadan önce, toplumsal hareketlilik bakimindan dünyanin en durgun toplumlarindan biriydi. Herkes elde ettigi ürünlerden kullanmadigini baskasininkiyle takas ediyordu. En önemli üretim ögelerinden biri olan toprakta özel mülkiyet yoktu. Korumak sartiyla topragi herkes gereksimine göre kullaniyordu.
Afrika Kitasi'nin Atlantik kiyisi ve Afrika'nin iç kisimlarindaki yerlilerin satilmasi ve istismarina dayanan Atlantik Köle Ticareti Portekizliler tarafindan 15. yy'da baslayip 19. yy'a kadar sürdü.
Köle ticareti gelismeye baslayinca hükümdarlar, köle karsiligi Avrupalilardan mal alarak gelirlerini artirmislar, fakat bu mallar hep tüketimle ilgili oldugundan üretim biçiminin degismesinde etkili olamamistir.
Kuzey ve Güney Amerika'daki plantasyonlardan gelen istem çesitli uluslardan esir tüccarlarinin milyonlarca Afrikali zenciyi köle olarak götürüp buralarda satmalari sonucunu dogurdu. Bu yeni ticaret, Afrika'da bir ölçüde ekonomik hareketlilik yaratti. Kiyidaki beyaz esir tüccarina içerilerden hemcinslerini yakalayip getiren Afrikalilar, bu kitanin kosullari içinde orta sinif sayilabilecek bir öge olarak ortaya çiktilar.
Bati ve Orta Afrika'dan Yeni Dünya'ya tasinan kölelerin çogunlugu Avrupa ile Afrika devletleri arasinda yapilan anlasmalar çerçevesinde elde edilmis olsa da, diger kismi da yagmalama esnasinda kaçirilarak ele geçirilmistir.
Kara Kita için korkunç bir darbe olan bu yeni ticaret, ailelerinden ve vatanlarindan koparilan milyonlarca insanin drami bir yana, en saglam insanlarin köle olarak seçilip götürülmesiyle, Afrika'yi insan gücünden de yoksun kildi.

Köle adaylari saglik kontrolünden geçirilirken
Bazi çagdas tarihçilerin tahminlerine göre bu dönem içinde 12 milyon civarinda Afrikali Yeni Dünya'ya tasindi. Bu insanlik tarihinin en büyük zoraki göçü olarak kabul edilmektedir. Diger bir kaynaga göreyse bu rakkam 25, hatta 40 milyona kadar çikmaktadir.
Senegal baskani Senghor'un Afrika sosyalizmi konusunda yapilan 1962 Dakar Kollokyumu'nda verdigi rakama göre ise, esir ticaretinin yapildigi dönemde Amerika'ya 20 milyon esir varmistir. Fakat 1 esir alirken 9 tanesi avda veya gemi ambarinda öldügünden, toplam rakam 200 milyona çikmaktadir.*

Köle tasiyan gemide maksimum köle tasiyabilmenin yollari çizim üzerinde kayda geçmis.
Isgücü ve Kölelik
Transatlantik Köle Ticareti Amerikan Kolonileri'nde ve daha sonra Amerika Eyaletleri'nde isgücü eksikliginden ortaya çikmistir. Avrupa Kolonileri içinde is- gücünden yararlanilan ilk köleler Amerikali yerliler, yani Kizilderililerdi. Bu durum Afrika'dan yüklü miktarda ve uygun fiyata köleler getirilinceye kadar sürdü.
Yeni Dünya'da Kizilderilileri esir alan Avrupali sömürgeciler esir ticaretine pek de yabanci degillerdi. Karayip Adalari'nda savas ve salgin hastalik yüzünden yerli halkin telef olmasi neticesinde Kizilderili nufüsunun yerini bu dönemde Afrikali yerliler aldi. Diger bir örnekteyse, Güney Carolina ve Virginia'da Afrikali köleleri daha ucuza elde edebilecek anlasmalarin altina imza atilarak Kizilderili esirlerin yerlerini Afrikali esirler aldi.
Esir Ticaret Uçgeni
Esir ticaret üçgeninin bir bacagi Avrupa'dan ticari mallarin Afrika'ya ihracatiydi. Bu ticaretin ikinci bacagini olusturan Afrika hükümdarlari ve tüccarlari, 1440 yilindan 1900 yilina kadar köle ticareti içinde aktif rol oynadilar. Her köle karsiliginda Afrikali hükümdarlar Avrupalilardan yüklü miktarda ticari mal temin ettiler. Yeni Dünya'da esirlerin isgücü ile üretilen pamuk, seker, tütün, pekmez ve rom gibi ticari mallarin Amerika'dan Avrupa'ya nakli ise üçgenin üçüncü ve son bacagini teskil ediyordu.
Salgin hastalik ve Afrikalilarin direnislerinden korktuklarindan Avrupalilar Afrika içlerine çok nadir olarak giriyorlardi. Yerel tüccarlarin göreviydi Afrika'nin içlerine girip en saglikli, isgücü yüksek, aylar süren zorlu gemi yolculuguna dayanabilecek düzeyde köleleri seçip Atlantik kiyisina getirmek ve Avrupali köle tüccarlariyla esirleri bulusturmak. Gemi yolculugu sirasinda sagliksiz kosullara maruz kalan köleler, zoraki olarak gemi güvertesinde dans etmeye zorlaniyor, ölüm orucunda olanlara zorla yemek yediriliyordu. Bir daha geri dönemeyeceginin bilincinde, insanlik disi muameleye maruz kalan kölelerden bazilari da dayanamayip güverteden denize atlayarak intihar ediyorlardi.
Portekizliler Angola'ya ayak bastiklarinda devletin çöküsüyle birlikte savasçilarin, yerli halkin ve o zamana kadar yönetimde olan asillerin de büyük çogunlugunu esir olarak Yeni Dünya'ya göndermislerdi.
Anlasmaya göre kölelere isgüçleri karsiliginda belirli bir ücret ödeniyordu, mal edinebiliyorlar ve belli bir süre sonra biriktirdikleri parayla özgürlüklerini satin alabiliyorlardi. Dünya tarihinde Jaja of Opobo ve Sunni Ali Ber gibi özgürlügünü satin alan ve daha sonra, yönetimde söz sahibi olan örnekler de az da olsa var.
Afrika'da Avrupalilar tarafindan kölelerin satin alindigi ve nakledildigi sekiz belli basli bölge vardi. Bunlardan bir tanesi de Orta Afrika'da Kongo Demokratik Cumhuriyeti, batida Gabon ve Angola'ydi.
Portekiz'i takiben Atlantik Köle Ticareti'nden paylarini almis olan diger ülkeler, Ispanya, Fransa, Ingiltere, Iskoçya, Almanya, Danimarka ve Hollanda'dir. Zaman içinde denizcilikte güçlenen Ingiltere köle ticaretinde lider konumuna gelmistir. Bristol ve Liverpool Ingiltere'nin köle ticaret gemilerinin yola çiktigi belli basli limanlariydi. 17.yy'da Liverpool'dan yola çikan her dört gemiden biri köle ticaret gemisiydi.
Afrika'nin saglikli nüfusunu kaybetmesine, Avrupa ve Asya'daki ülkelerde nüfus artarken Afrika'nin nüfusunun sabit kalmasina, yerel dili, kültürü ve dininin tahrip olmasina neden olan Atlantik Köle Ticareti'ne karsi zaman içinde ahlaki, ekonomik ve politik mulahefet basladi. Atlantik Köle Ticareti ilk olarak Hawai Devrim'inde (1791-1804) resmen yasaklanmistir. Köle ticaretinde hayli aktif rol alan Danimarka köle ticaretini kanuni olarak ilk yasaklayan ülkedir (1792). Ingiltere ise köle ticaretini Hawai kararlarindan üç sene sonra yasaklamistir. 1808 yilinda da Amerika Ingiltere'yi takiben köle ticaretini kanunen yasaklamistir.
Ozür
Güney Afrika, Durban sehrinde, 2001 senesinde gerçeklestirilen Irkçilik Karsiti Dünya Konferansi sirasinda Afrika ülkeleri köle ticaretini gerçeklestirmis ülkelerin kendilerinden özür dilemelerini istediler. Bazi Avrupa Birligi ülkeleri özür dilemeye hazirdi, ancak özellikle Ingiltere, Ispanya, Hollanda, Portekiz ve Amerika Birlesik Devletleri gibi bazi ülkeler özür dilemeye karsi çiktilar.
27 Kasim, 2006'da Tony Blair Ingiltere'nin Afrika köle ticaretinde oynamis oldugu rol dolayisiyla Afrikalilardan kismi olarak özür diledi. Fakat, Afrika haklari savunuculari bunun sadece bos bir belagattan öteye gitmedigini açikladilar.
24 Subat, 2007 tarihinde Virginia Eyaleti 50 eyalet arasinda köle ticaretinde parmaklari oldugunu kabullenen tek eyalet olarak kayitlara geçmistir.
* Développement et Socialisme, Colloque sur les Politiques de Déeveloppement et les Divers Voies Africaines vers le Socialisme, Dakar, 3-8 Deécembre 1962, Paris, Pr'esence Africaine, 1963.
Luanda'nin güneyinde Köle Müzesi bakim onarim sonrasi nihayet kapilarini açti. Büyük bir hevesle yukarida derledigim bilgilerden daha fazlasina ulasacagim düsüncesiyle yollara düstüm, ama sonuç küçük bir hüsrandi benim için. Açikçasi müzede çok fazla bilgiye ulasamadim. Internet üzerinden ulastigim ve burada buldugum bazi kaynaklardan derledigim bilgiler isiginda insalik ayiplarindan en büyügünü aydinlatmaya çalistim.

.)O kadar çok havaalani hikayem birikti ki sonunda "Havaalani Hikayeleri" diye bir kitap yazabilirim, bir karar vereyim o zaman daha fiyakali bir isim de bulurum kitabima.