Geri Sayim Basladi

Yazacak o kadar çok sey var ki, nereden basliyacagimi bilemiyorum. Üç haftada yaklasik 40.000 km'yi katedip, 10 Haziran, yani geçtigimiz Pazartesi günü Luanda'ya son dönüsümüzü yaptik. Yaklasik bir ay, bir hafta kadar sürede tüm islemlerimizi, bürokratik islemler, tasinma islemleri, vs halledip Angola sayfasini kapatip, hayatimizda yeni bir sayfa açiyoruz. Bu sayfa Angola sonrasinda yerlesecegimiz Kenya ve zaman zaman ziyaret edecegimiz Etiopya ve Tanzanya için açiliyor. Biz hayatimizda yeni bir sayfa açariz da ben bu sayfanin blogunu açmaz miyim? Ayri bir blog yaratmaliyim Afrika'nin dogu yakasi için, zira Angola blogumda fotograflarimi ekleyecek hafiza kalmadi artik. Resimleri minimal boyutlara getirip yüklüyorum yazilarima bir süredir dikkat ettiyseniz.

Gelelim Kenya ve Etiopya yolculugumuza. Nairobi Havaalani'na iner inmez "Hah, iste Afrika'da keyifle yasanabilecek bir ülke bulduk" dedim. Bana göre bir sehrin yasanabilirligi öncelikle havaalanindan belli oluyor. Düzenlerini kurmuslar, islemler tikir tikir isliyor Nairobi Havaalani'nda. Vize havaalaninda aliniyor. Vize basvurusu, gümrük kontrolden geçis, bagajlarimizi banttan almamiz ve hatta döviz bürosunda paramizi lokal paraya çevirmemiz tam tamina yarim saati geçmedi. Bir de üstüne üstlük kapida taksiler dizi dizi bizi bekliyordu. Avrupa ülkelerinde çok normal karsiladigimiz bu saydigim seyler Kara Afrika ülkeleri için hayli lüks hatta mucize sayiliyor. Kisacasi ilk etapta Kenya benden ilk arti puanini aldi. Cukursuz yollari (Luanda her sagnak yagis sonunda çukur sayisinin arttigi, içine arabalarin düstügü ve günlerce kurtarilmayi bekledigi yollariyla bizleri canimizdan bezdirmisti), temiz otobanlari (Angola'da otobanlar Cinliler vasitasiyla yeni insa ediliyor), çöplerin yollara atilmadigi, nereye bassam daha temizdir acaba diye düsünmenize gerek kalmadan yürüyebildiginiz yollariyla (Angola maalesef henüz çöp problemini çözemedi, ayrica özellikle haftasonlari Luanda'da insanlar arabalarindan bira siselerini arkadaki arabaya denk gelir mi acaba diye hiç düsünmeden camdan disari firlatiyorlar) ve Afrika'ya has özelliklerini bünyesinde koruyan modern Afrika sehri Nairobi'de -kesin karar verildi- yasanir. Bir arkadasim Nairobi'yi Istanbul ile karsilastirmami istedi benden. Elma ile armutu nasil karsilastiramazsaniz bu iki sehri de karsilastiramazsiniz. Bir kere Nairobi Afrika sartlarinda degerlendirilmeli, Avrupa veya diger kitalarin sartlarinda degil. Afrika ülkelerini bile kendine has özellikleri dolayisiyla biriyle karsilastirmak hayli zor. Dogasiyla, yasam kosullariyla, sömürge ülke yönetimlerine ragmen halen korumaya çalistiklari orijinleriyle farkliliklar gösteriyor Afrika ülkeleri. Mesela Güney Afrika Cumhuriyeti'nin adi sadece Afrika, ama Afrika ile yakindan uzaktan hiçbir alakasi yok.

Kenya ve Etiopya halki, yani Afrika'nin dogu yakasi insani daha çaliskan, daha dinamik bati yakasi insanina göre. Iklim farkliligi ve ayrica Kenya'nin uzun yillar önce bagimsizligini ilan etmis olmasi, hele hele Etiopya'nin sömürge ülkelerinden Italya'ya paçayi kaptirmamak için bes yil verdigi savas sonunda sömürge mandasina teslim olmayan Afrika ülkelerinin medariiftihari olmasinin büyuk rolü olsa gerek. Angola'nin yillar yili Portekiz tarafindan sömürülmesi, yillar süren savas sonunda bagimsizligini ilan etmesi, ancak daha birkaç sene önce biten iç savasla yillarca bogusmak zorunda olmasi onlarin ataletinin göstergeleri.

Nairobi yemyesil, hani o Afrika'ya özgü, çogu safari fotograflarinda bas köseyi alan simge agaçlari var ya, iste o agaci sehir içinde her yerde görebiliyorsunuz. Sehir merkezine 20 km uzaklikta Nairobi Dogal Parki'nda Kara Afrika'nin simgelerinden digeri "big five" yani "büyük bes"i (aslan, fil, buffalo, panter, gergedan) ile güzel bir gün geçirip, Nairobi'nin sehir ortamindan Afrika'nin dogal ortamina hizli bir geçis yapabiliyorsunuz. Nairobi'nin çevresi dogal göller ve parklarla çevrili. Bunlardan en önemlisi Masai Mara, daha gitmek kismet olmadi, gidince detayli anlatirim artik. Etiopya'ya giderken havaalaninda "The White Masai" isimli roman gözüme çarpti. Kendi gerçek hayat hikayesinden bir kesiti Corrine Hofmann Almanca olarak kaleme almis. Ben Ingilizce versiyonunu buldum, henüz bitmedi okuyorum, ama bitirmeden bile size tavsiye edebilirim, yasanmis ilginç bir tecrübe. Amazon.com'dan, vs siparis vermek isteyenler için bilgi, Arcadia Books, London tarafindan baskiya alinmis. Tükçe'ye çevrilip çevrilmedigini bilemiyorum. Ayrica filme de uyarlanan roman, 2005 Bavarya Film Ödülüne de layik görülmüs.

Corinne Kenya'daki tatilinin sonunda, geleneksel kiyafetleri ve silahlari ile etkileyici bir karakter olan Samburu savasçisi Lemalian'la tanisiyor ve ona asik oluyor. Bunun üzerine ani bir kararla dönüs biletini iptal edip erkek arkadasini  eve yalniz gönderip, Lemalian'i aramaya basliyor. Afrika'nin içlerine dogru yorucu bir yolculuktan sonra, Maralal'da Alman Elisabeth ile tanisiyor. Bu arada hala Lemalian'in pesinde ama. Lemalian'in köyü Barsoloi'ye kadar onun izini sürüyor. Isviçre'deki eski hayatina veda eden Corinne, inanilmaz bir enerji ile bütün zorluklari yenerek Afrika'da yeni bir hayata basliyor. Ancak, hayatinin aski olarak nitelendirdigi iliskisi çetin bir sinava dönüsüyor. Cennet ve cehennem arasinda bir maceraya dönen hayati onu kendi sinirlari ile karsilastiricak galiba, daha sonuna gelmedim romanin, ama görünen o.

Daha uzatirsam bu yaziyi Kenya mutfaginin leziz yemeklerinden tarifler vermeye basliyacagim sanirim. En iyisi herseyi tadindan birakmak.

Bu arada Angola ile ilgili halen yazacak tonla konum var. Angola'dayken en iyisi ben buralari anlatmaya devam edeyim. Dogu yakasinin hikayesine de bilahare, yeni blogumda devam ederim.

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Jambo! Hamjambo?

Kenya'ya gidip de Swahilice bir, iki kelime ögrenmeden dönmek olmazdi.

Swahili dilinde "jambo" "merhaba", "hamjambo" da "nasilsiniz?" anlamina geliyor.

Dinard-Paris-Amsterdam-Nairobi-Addis Ababa-Nairobi-Amsterdam-Paris-Dinard 9 gün içinde katedildi ve dün ögleden sonra Dinard'daki evimize vardik. Yorucu, ama bir o kadar da zevkli bir safariydi. Safari diyorum yanlis anlamayin, Swahili dilinde "safari" "yolculuk" anlamina geliyor, bizler farkli anlamda, discovery channel ya da benzeri kanallardaki programlarda seyretmeye alisik oldugumuz vahsi hayvanlari görebildigimiz gezilere safari diyoruz.  21 günde dünyanin çevresinin genisligi 40.000 kmlik mesafeyi katederek  1872 yılında Seksen Günde Devr-i Âlem'i yazan   Jules Verne'nin rekorunu kirmak üzereyiz. Luanda-Lizbon-Paris-Dinard-Paris-Dinard-Paris-Amsterdam-Nairobi-Addis Ababa-Nairobi-Amsterdam-Paris-Dinard (ki simdi oradayiz)-Paris-Lizbon-Luanda (gelecek hafta basi) mesafeler hesaplandiginda yaklasik 40.000 km ediyor. Jules Verne'nin karakteri 80 günlük devr-i âlem sirasinda hiç hava yolunu kullanmamisti, ama bizim modern ulasim imkanlarini kullanmaktan baska sansimiz yoktu. Kenya ve Etiopya ile ilgili izlenimlerim bir sonraki yazima kalsin, zira Dinard'da yapilacak çok sey var.

Haydi bana kolay gelsin!

Yorum (3) Yorum yaz!

Bahçemin ürünleri

 

Dinard'daki bahçemizde geçen sene diktigim çiçekler cosmus, baharin nesesi Fransa'da hissediliyor. Pergolenin kenarina dikip, etrafina doladigim gülün üzerinde sayamayacagim kadar gonca var. Biz Luanda'ya dönene kadar açtiklarini görebilirim sanirim. Ikinci fotograftaki gül esimin babaannesinden kalma, tahminen 60 sene önce bahçeye dikilmis olmali.  Üçüncü fotograftaki zambagin soganlarini da geçen sonbahar dikmistim. 

Aldigim haberlere göre Türkiye çoktan yaza merhaba demis. Zaten bahar eskisi gibi yasanmiyor Türkiye'de. Dört mevsim yerini iki mevsime yaz ve kisa birakti sanki. Fransa'da bahari yillar sonra, çocuklugumdaki gibi tekrardan yasamak çok keyifli.

Yorum (3) Yorum yaz!

Annecigime

Aslinda kliselesmis bir cümleyle hiç baslamak istemiyordum yazima ama dogru sözü de ekarte etmek istemedim açikçasi.

Sadece bir gün degil her gün hatirlamaliyiz annelerimizi.

Senede sadece bir gün annenizi hatirlayip, o sene içinde onu aramadiginiz için aldiginiz hediye ile onun gönlünü fethedeceginizi saniyorsaniz bence Anneler Günü'nde de aramayin annenizi derim. Neyse, yine de sizin bileceginiz is.

Ta dünyanin öbür ucunda, binlerce kilometre uzakta, baska bir kitada, hatta güney yarimkürede olsam da annecigimi hep yanimda hissediyorum. O zaten yanimda oldugunu telepati kabiliyeti ya da altinci hissinin gücüyle bana hissettiriyor. Hatta zaman zaman "Annem buralarda olmali. Nasil hissedebilir, nasil bilebilir?" diye beni hayrete düsürüyor.

 

Güler yüzlü, becerikli, moral kaynagimiz

canim annecigimizin nezdinde tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.

 

 

Bu Gece Seni Düşündüm Anne


Seni neden bu kadar sevdiğimi anladım bu gece. Nasıl sevmem
Baktığım her şeydesin dokunduğum
Her şeyde
Bulutlu gökyüzü altındaki denize gözlerin
Karla kaplı çam ağaçları senin saçların
Öyle serin öyle şefkatli ki ellerin
Yüzümde ellerimde saçlarımda dolaşıyor hergün
Çiçekler seni kokuyor ciğerlerime
Sözlerinle parlıyor yıldızlar gökyüzünde
O kadar çok özlüyorum ki geceyi
Yatağıma yatınca kucağını hatırlıyorum
Ama hangi yatak kucağının
Hangi yastık alabilir dizlerinin yerini
Sabahları sıcaklığınla uyanıyorum
Yüzümü yıkıyorum göz yaşlarınla
Keşke yerine doldurabilsem onları
Bir daha akmamak üzere
Bu gece seni düşündüm anne

Çorlu - 24.06.1994
Cengiz Azman

Yorum (2) Yorum yaz!

Fotograf Turlari

Geçen hafta Fransa'daki son günümüzde uzun zamandir aklimizda olan fotograf makinasini satin alir almaz kan ter içerisinde havaalanina yetistik. Yine son güne biraktigimiz için isimizi biraz kosturmaca oldu, ama bence degdi. Yeni bir heves demeyin sakin! Zira fotograf çekmek benim çok uzun yillara dayanan bir hobim. Eski makinamla  Luanda'nin muhtelif yerlerini, insanlarin yasayislarini fotograflamaya ve zaman zaman da bunlari sizlerle paylasmaya çalisiyorum. Yeni makinama isinmak amaçli fotograf turlarina bu haftasonu baslayabildik. Dünkü fotograf çekimim tarihi St Miguel Kalesi  ve civarindaydi. Bu sabah da Luanda'nin güneyine, her 200/300 metrede bir sagli sollu siralanmis pert arabalari fotograflamak amaciyla yola koyulduk. Angola'da ekonomik durumu yerinde olmayan ve haftasonlari alkol sinirini asarak araba kullanan ve neticesinde ölümcül kazalara sebep olan yerli halkin bakim, onarim görmeyen ve sigortasi olmayan üçüncü, dördüncü el arabalarinin kaza sonrasi yol kenarinda biraktiklari enkazlardi bugünkü fotograf konum. Yolumuzun üstündeki yerlilerin balik kurutma tezgahlarina ugramayi da ihmal etmedik.  En son 2006 Aralik ayinda ugrayip fotograflar çekmis ve fotograflardan basip onlara getirecegime dair söz vermistim. Kismet bugüneymis. Fotograflarini görünce suratlarindaki sevinç ifadesini görmeliydiniz çocuklarin. Yeni makinamla fotograf çekme iznini aldiktan sonra etrafta dolasip çesitli fotograflar çekip, bu fotograflardan da onlara getirmek üzere söz verip yola koyulduk. Amacimiz fotograf çekim turu sonunda Cabo Ledo'da mola verip, o kadar çalismanin üzerine kendimizi denizin dalgalarina birakmakti, ama benim her 500 metrede bir arabayi çekim yapmak amaciyla durdurmam sonucunda Foz de Kwanza'ya geldigimizde ögleden sonra olmus ve biz halen ögle yemegimizi yememistik. Ogle yemegimizi yedikten ve bir kaç fotograf daha çektikten sonra Cabo Ledo'ya ulasamadan geri dönmeye karar verdik.

 

Geçen sene çekmis oldugum fotograflardan biri

 

Gelecek haftasonu hava durumuna bagli olarak fotograf rotamiz ne yöne çevrilmis olacak bakalim? Rastgele, isigim bol olsun .

Yorum (1) Yorum yaz!