Angola'da Turk Is Adamlari

Ben tatilde oldugum sure içinde Angola'da Turk nufusu artisa geçmis de benim haberim yok.

 

16-19 Agustos tarihleri arasinda Luanda Filda Fuar Merkezi'nde 100'un uzerinde Turk firmasinin katildigi ihraç urunleri ile ilgili bir fuar gerçeklestirildi. Ben de yoldan gelir gelmez ayagimin tozuyla vatandaslarimla tanismaya gittim fuar merkezine. Katilimcilarin gerçi fuara gosterilen az ilgiden dolayi yuzleri pek gulmuyordu ama yine de boyle bir girisimde bulunup, buralara kadar geldikleri, Turkiye'yi ve Turk urunlerini buralarda tanittiklari için ben kendi sahsim adina hepsini kutluyorum. Zaman içinde de bu çabalarinin fazlasiyla kendilerine geri donecegi dusuncesindeyim. Gerek tek tek standlari dolasarak, gerekse tertiplenen gecede Turk girisimcilerle tanisma ve sohbet etme sansi buldum. Aralarindan bazilari Guney Afrika'da sirket sahibi olup, Angola'ya da açilmak niyetindeler. Birkaç is adami da Angola'da sirketlerini kurup buraya yerlesmek amaciyla yollara dusmusler. Hizla gelisen bir ekonomiye sahip, firsatlar ulkesi Angola'da Turkleri on saflarda gormek açikçasi beni çok gururlandirdi.

 

Angola'ya gelen tum Turk is adamlarina basarilar ve hayirli kazançlar diliyorum.

Yorum (4) Yorum yaz!

Angola IMF'ye Resti Cekti

Afrika’nın yoksul ülkelerinden Angola, Uluslararası Para Fonunun (IMF) yardımına ihtiyacı olmadığını bildirdi.

Angola’da yayımlanan Journal de Angola gazetesinin haberine göre, Maliye Bakanı Jose Pedro de Morais, IMF’ye gönderdiği mektupta, “IMF’nin hazırlayacağı bir ekonomik programın Angola’nın şu ana dek sağlamış olduğu ekonomik ve sosyal istikrarın korunmasına yaramayacağını” belirtti.

 

 

Angola hükümetinin IMF’nin verilecek kredileri siyasal reformlar yapılması şartına bağlamasından rahatsız olduğu kaydediliyor. Gözlemciler, yıllarca dünyanın en yoksul ülkeleri arasında sayılan Angola’nın ülkeyi çöküşün eşiğine getiren iç savaşı sona erdirdikten sonra, başlıca ihraç ürünü olan petrolün uluslararası fiyatlarının yükselmesi ve özellikle Çin olmak üzere üçüncü dünya ülkeleriyle kurduğu elverişli mali ilişkiler sayesinde Batıya bağımlılıktan kurtulmaya başladığını bildiriyorlar.

 

Angola ekonomisiyle ilgili 13 Mart 2007 tarihli bu yazı http://www.cnnturk.com/EKONOMI/DUNYA/ adresinden alintidir. 

 

Internette çikan bu haber akabinde okurlar Angola Hukumeti'ne sitayis dolu goruslerini bildirmisler. Angola ekonomisinin guçluklerle savastigi bir donemde IMF'in yardim teklifine sirt çevirmesinin arkasinda baska nedenler olsa gerek diye dusunuyorum. Zira , 23/12/2006 tarihli Çin'in Angola Çıkartması baslikli yazimda da belirttigim uzere 2004 yılının Ağustos ayında Çin’in ihracat bankası Eximbank, Angola’nın 30 yıl sürmüş olan iç savaş sırasında yerle bir olan altyapısını yeniden inşa etmesi için 2 milyar dolarlık kredi vermisti; bunun karşılığında Çin antlasma tarihinden beri günde 10,000 varil petrol alıyor Angola'dan. Bunun sonucunda Angola ürettiği petrolün yüzde 25’ini Çin’e ihraç eder hale gelmis durumda. Yüzde 1,5 faizle 17 yıl vadeyle verilen kredi pek karlı görünmese de anlaşmaya göre altyapı inşaatlarının sadece yüzde 30’unun Angola'lı firmalara verilmesi öngörülmus, geri kalan %70 belli basli Cinli firmalarin tekelinde. Angola'nin Cin ile yapmis oldugu bu antlasma Angola ekonomisini pozitif ve negatif olarak iki yonlu etkilemekte. Antlasma metnini okumadim, ancak benim naçizane gorusum; IMF'in teklifine verilen red cevabinda bu antlasmanin etkisi olsa gerek.

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Çin'in Angola Çıkartması

Çin son yıllarda hızlı ve dinamik bir büyümeye sahip ekonomisiyle tüm dünyanın dikkatini üzerine çekiyor; Çin’in 10/15 yıl içinde de ABD’yi geride bırakıp dünyanın en büyük ekonomisi olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumda Çin’in Afrika’yla olan ilişkileri de Çin ekonomisinin, dolayısıyla dünya ekonomisinin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

 

Aslında Çin’in Afrika kıtasıyla olan ilişkileri eskilere dayanıyor; Çin daha çok, Afrika ülkelerinin bağımsızlık mücadelelerine destek veren bir ülke olarak hatırlanıyor. Çin’in Afrika’yla 2000 sonrası kurulan ilişkileri, artık Çin’in Afrika ülkelerinin bağımsızlığını destekleyen bir “üçüncü dünya yoldaşı” değil; ülkesindeki gelişen kapitalizme koşut olarak, Afrika kıtasını gitgide büyüyen dev ekonomisinin ihtiyaçlarını karşılamak için kullanan bir dünya devi olduğunu gösteriyor. 

  

2004 yılının Ağustos ayında Çin’in ihracat bankası Eximbank, Angola’nın 30 yıl sürmüş olan iç savaş sırasında yerle bir olan altyapısını yeniden inşa etmesi için 2 milyar dolarlık kredi verdi; bunun karşılığında Çin günde 10,000 varil petrol alıyor. Bunun sonucunda Angola ürettiği petrolün yüzde 25’ini Çin’e ihraç eder hale geldi. Yüzde 1,5 üzerinden 17 yıl vadeyle verilen kredi pek karlı görünmese de anlaşmaya göre altyapı inşaatlarının sadece yüzde 30’unun Angola'lı firmalara verilmesi öngörüldü. Bundan da Angola'lı işadamları oldukça şikayetçiler.

 

Çin Angola’da tüm ülkeyi dolaşan bir demiryolu sistemini finanse ediyor. Hali hazirda Luanda dişinda yeni havaalanı, otoban ve alt yapı projelerine de Çin imzasını atıyor.  

 

Çin’in Afrika’ya gösterdiği bu ilginin en büyük sebebinin Çin’in durmak bilmez ekonomik büyümesi ve devasa boyutlara ulaşan enerji tüketimi olduğu çok aşikar. 2020 yılına kadar Çin’in enerji ihtiyaçlarının yüzde 60’ını dışardan karşılaması bekleniyor. Batılı büyük enerji şirketleri dünyadaki diğer büyük petrol rezervlerini kontrollerinde bulundurduklarından bu bölge belki de Çin’in el atabileceği tek yer. Örneğin bugün Çin’in Angola’dan ithal ettiği petrol miktarı Suudi Arabistan’dan ithal ettiği miktarı geride bırakmış durumda.

 

Angola’nın ihracatının büyük bölümü, özellikle de petrol, Çin’e gerçekleştiriliyor. 

 

Çin’in Afrika’yla bu kadar yakından ilgilenmesinin nedeninin Afrika’nın büyüyen Çin ekonomisi ve güçlenen Çin devleti için bir “cennet” olduğu çok açık; tartışmalı olan ve şu sıralar çok tartışılmakta olan şey ise bu ilişkinin karşılıklı faydaya mı yoksa Çin’in tek taraflı sömürüsüne mi dayandığı.

 

Çin Angola'nin yeniden yapılanmasında işçi olarak politik suçlularını bilabedel çalıştırıp, mahkumiyetleri bitiminde ülkelerine dönebilmeleri için herhangi bir maddi yardımda bulunmuyor. İşçiler de bulundukları ülkede kendi başlarının çaresine bakmak durumunda kalıyorlar.  

 

Çin’in Afrika’yla olan ilişkilerini bu şekilde geliştirmesi diğer dünya devlerini de son derece endişelendiriyor.  

 

Çin’in Afrika'lıların iyiliğinden ziyade kaynaklarının peşinde olduğu yönündeki yorumlar bir hayli fazla. Elbette Çin-Afrika yakınlaşmasının Batılı ülkelerin sömürgelerine yaklaşımından çok farklı olduğu, mevcut ilişkide karşılıklı çıkar ilişkisinin hakim olduğu da bir gerçek.

 

Kesin olan bir şey varsa o da, bu gelişmelerin Çin ekonomisinin ABD, AB ve Japonya ekonomileri ile giriştiği/girişeceği rekabette birkaç adım öne geçmesini sağlayacağıdır.

 

Çin'in Luanda'daki üssü

 

Tren inşaatında Çinli işçiler

 

Angola'nın Portekiz sömürgesi olduğu dönemde inşaa edilmiş olan, halihazırda Çinliler tarafından restore edilmekte olan Luanda tren garı

 

Alt yapı çalışması

 

 

Yorum (9) Yorum yaz!